İş kazası davası sonucunda davalı taraf lehine bozma kararı sonrası ilk karara esas olan hesap raporunda belirlenmiş olan tazminat miktarı aşılamaz

Özet . Somut olayda, ilk karara karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının red edilmesi nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak durumu ve bozma ilamının kapsamı dikkate alınarak, bozma ilamından sonra yapılan yargılama alınan hesap raporunda sadece asgari ücret üzerinden pasif dönem hesabı yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken, aktif dönem ve iskontolu dönemin yeniden hesaplandığı bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 56 :  manevi tazminat
  • 5510  Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunu madde 13 iş Kazası
  • Davalı lehine bozma kararı usuli kazanılmış hak

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 03.12.2013 Tarih, 2013/16568 Esas 2013/22575  Karar

“İÇTİHAT METNİ”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminat ile tedavi giderinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, 10.476,43 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.05.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıla ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı sigortalının sürekli iş görmezlik oranının % 17.2 olduğu, mahkemece hükme esas bilirkişi kusur raporunda davacı sigortalının % 30 oranında müterafik kusuru bulunduğunun belirtildiği, mahkemece verilen ilk hükümde 01.11.2010 tarihli hesap raporunda tespit edilen maddi tazminat tutarlarından davacıya Kurumca bağlanan gelirlerin en son peşin sermaye değerinin tenzil edilmesi ile 10.476,43 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği, iş bu kararın davacı ve davalılarca temyizi üzerine, davacının temyiz itirazlarının tümünün, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi ile, hükme esas hesap raporunda davacının aktif devre zararının hesaplanmasında bir isabetsizlik olmamakla birlikte, pasif dönem hesabında asgari ücret yerine ortalama emeklilik aylığı olan 750,00 TL ücretin esas alınmasının hatalı olması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilamından sonra mahkemece alınan 27.02.3013 tarihli ek hesap raporunda aktif dönem hesabının kaza tarihinden 31.12.2013 tarihine kadar yeniden yapılması ile pasif dönem hesabının asgari ücret üzerinden yapıldığı
ve tespit edilen zarar tutarından Kurumca davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerinin tamamının tenzil edilmesi ile 15.694,83 TL karşılanmamış zararı bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda, ilk karara karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının red edilmesi nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak durumu ve bozma ilamının kapsamı dikkate alınarak, bozma ilamından sonra yapılan yargılama alınan hesap raporunda sadece asgari ücret üzerinden pasif dönem hesabı yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken, aktif dönem ve iskontolu dönemin yeniden hesaplandığı bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum bırakın

Scroll to Top