2330 sayılı Kanun uyarınca davacı Polis memuruna herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.

Özet: Somut olayda dosya kapsamından davacının polis memuru olduğu ve davaya konu trafik kazasının davacının görevini ifası sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince 2330 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece 2330 sayılı Kanun’a göre davacının görevini ifa ettiği sırada meydana gelen 26.05.2018 tarihli davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 sayılı Kanun uyarınca davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise maddi tazminata ilişkin mi olduğu, yoksa hem maddi, hem manevi tazminata mı ilişkin olduğu, ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu, başka bir deyişle varsa maddi ve manevi tazminat ödemesinin rakam olarak ne kadar olduğu sorularak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.

  • 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 51 Tazminatın belirlenmesi
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 Tazminatın indirilmesi
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 Sürekli iş göremezlik
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 Geçici iş göremezlik
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 55 Tazminatın belirlenmesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi      06.03.2023  Tarih,    2023/165 Esas ,  2023/2898 Karar

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/412 Değişik İş-2020/412 Karar
SAYISI : İHK-2020/19658
HÜKÜM/KARAR : İtirazın kısmen kabulü
SAYISI : K-2020/59381
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… kararını saklama kararı veren mahkemece 09.10.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre mahkemece davacı vekiline 12.01.2021 tarihinde tebliğ edilen tebligat zarfı üzerine yazılan ihtar ile harcın tamamlanması istenilmiş, davalı vekilince harç 05.05.2022 tarihinde yatırılmıştır. Davalı vekiline eksik harcın tamamlanması için hâkimin imzasını içerir (elektronik veya ıslak) muhtıra yerine üzerinde ihtar yazılı bir tebligat (davetiye) gönderildiği görülmekle usulüne uygun bir muhtıradan söz edilmesi mümkün değildir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 09.10.2022 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
…’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.05.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaya davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 117.577,81 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik belge ile şirkete başvurulduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık arasında illiyet bağının tespiti için genel şartlara uygun maluliyet raporu alınması gerektiğini, kusur oranlarının tespitini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak son üç aylık vergilendirilmiş yıllık gelir üzerinden hesap yapılmasını, iş kazası olup olmadığının tespiti ile Sosya Güvenlik Kurumu (SGK) ödemesi varsa mahsubunun gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve yasal faiz olması gerektiği, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca belirlenen tuıtarın 1/5’i oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazadaki tam kusuru ve davacının sunduğu rapordaki % 9 maluliyet oranı üzerinden, aktüer raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 117.577,81 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B.İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; eksik belge ile şirkete başvurulduğundan davanın usulden reddini, maluliyet oranın en fazla %4 olduğunu, ödeme yapıldığını, kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak son üç aylık vergilendirilmiş yıllık gelir üzerinden hesap yapılmasını, SGK ödemesi varsa mahsubunun gerektiğini, kusur oranının tespitini, faiz başlangıç tarihinin ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden olmasını, vekalet ücretinin AAÜT uyarınca belirlenen tutarın 1/5’i oranında olması gerektiğini belirterek … kararının kaldırılması istemi ile itiraz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
…’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuran tarafından gerekli belgeler ile davadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, davalının ödeme yapmasının kendisine yapılan başvuruyu zımnen kabul ettiği, sonradan davanın usulden reddini talep etmesinin çelişki arz ettiğini, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle geçerli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğini, raporun TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre, davacının maaş bordroları esas alınarak hazırlandığını, kusura yönelik soruşturma aşamasında alınan raporun dikkate alındığı, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü maddesi, AAÜT’nin 13 üncü maddesi ve emsal Yargıtay kararları gereği vekalet ücretinin AAÜT uyarınca belirlenen tuıtarın 1/5’i oranında olması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itiraz başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, diğer itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
…’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tam vekalet ücretine hükmedilmesini gerektiğini belirterek … kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; … kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, … kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza 26.05.2018 tarihinde meydana gelmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3.2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan ödeme, uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olup yargı mercilerinde maddi ve manevi zararların karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında, bu kanun hükümlerine göre ödenen maddi ve manevi tazminat ile yapılan ödemelerin göz önünde tutulması gerekmektedir. Davalı beyanlarından yapılan ödemeler için rücu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda dosya kapsamından davacının polis memuru olduğu ve davaya konu trafik kazasının davacının görevini ifası sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince 2330 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece 2330 sayılı Kanun’a göre davacının görevini ifa ettiği sırada meydana gelen 26.05.2018 tarihli davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 sayılı Kanun uyarınca davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise maddi tazminata ilişkin mi olduğu, yoksa hem maddi, hem manevi tazminata mı ilişkin olduğu, ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu, başka bir deyişle varsa maddi ve manevi tazminat ödemesinin rakam olarak ne kadar olduğu sorularak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.

4. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17 nci maddesinde “Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.” hükmü yer almaktadır.

Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” düzenlemesi mevcuttur.

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretinin altında vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
1.Yukarıda açıklanan nedenlerle 09.10.2022 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin, (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorum bırakın

Scroll to Top