Özet: Bağ-Kur sigortalılığında geçmiş dönemlerin tespiti için 04.10.2000 tarihinden önceki dö-nemler ve vergi kayıtları incelenir. * **
Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 13.09.2012 Tarih, 2011/9637 Esas 2012/14741 Karar İçtihat Metni
Davanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanun’un Geçici 7. maddesi gereğince mülga 1479 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, söz konusu mevzuat hükümlerine göre yapılan inceleme sonucunda; davanın yasal dayanaklarından olan 1479 Sayılı Kanun’un 26. maddesi ile sigor¬talı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamaya- cağı, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi durumda, Kurumca re’sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna karşın, 1479 Sayılı Kanun’da sigortalılık hak ve mükellefiyetle¬rinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler de yer almaktadır. Bunlardan ilki, “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek-Geçici 13. Madde hükmünde, tescilleri yapılmamış, ancak, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasa’nın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür.
619 Sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesi hükmünde ise; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararna-menin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun hükmünde ka¬rarnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 Sa¬yılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla,
kazancihukuk.com sitesinden alınmıştır.
Dergimizin bu sayısında yayımlanan 04.02.2009 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına bakınız.
20.04.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” Denilmekte olup, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe gi¬ren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
Bu konuda benzer düzenlemeyi öngören 4956 Sayılı Kanun’un 47. maddesiyle değişik 1479 Sayılı Kanun’un Geçici 18. maddesinde; “Bu Ka-nuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mü-kellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi ka¬yıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49.ve ek 15. maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihin¬den itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basama¬ğının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” Hükmünü içermekte olup, söz konusu düzenleme Kanun’un yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinden iti¬baren yürürlüğe girmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 04.02.2009 tarih 2009/10-52 sayılı kara¬rında da belirtildiği üzere, davacının, Bağ-Kur’a giriş bildirgesi doldurarak Kuruma başvurduğu 16.05.2001 tarihinde; 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 ta¬rihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiş olmasına ve 4956 Sayı¬lı Kanun ile 1479 Sayılı Kanun’a eklenen geçici 18. madde hükmü ise, Kanun’un yayım tarihi olan 02.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş bu¬lunmasına göre, her iki hükmün de somut olayda uygulanma olanakları bulunmadığına ilişkin mahkemenin kabulü yerinde ise de; 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanun ile 1479 Sayılı Kanun’un 24 ve 25. maddelerinde yapılan değişiklikle “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, maddelerinde yapılan değişiklikle “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar sicilinde kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uy-gun kayıtlı bulunanlar”dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulun¬mayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmalarına, bu bağlamda Kanun’un sigortalılık için aradığı sözü edilen koşullar dikkate alındığında; 17.08.1993 tarihinden başlayarak devam eden gelir vergisi mükellefiyeti bulunan davacının dava konusu dönem¬de 1479 Sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği, davalı Kurumun eksik yatırılan primleri gecikme zammı ile bir¬likte davacıdan tahsil etmesinin mümkün bulunduğu gözetilerek, davanın kabulü yerine, davada uygulanabilirliği bulunmayan 619 sayılı KHK, ek geçici 13.ve geçici 18. madde hükümlerine dayanılarak, davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASI-NA, 13.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.